14 Kasım 2019
  • Erzurum1°C
  • İstanbul16°C
  • Ankara13°C

TABYALARI YIKALIM GİTSİN!

Ömer Faruk Kızılkaya

08 Kasım 2019 Cuma 17:55

Son yıllarda kasım ayı bizim için daha bir anlamlı oldu: 9 Kasım yaklaştıkça şehirde bir kıpırdama başlıyor çünkü o gün sabah ezanıyla toplanan dadaşlar, mezarlığın önünden tabyalara kadar yürüyor ve 93 Harbi’ndeki coşkuyu yeniden yaşıyorlar.

Bu etkinliği 1930’larda bir iki defa denemiştik, geçtiğimiz yıllarda da tekrar bu duyguyu yaşamaya başladık. Allah vesile olanlardan razı olsun. Her sene sayı biraz daha azalsa da binlerce kişilik katılımla bu faaliyeti gelenek haline getirdik. Başladığından beri her sene bayrağımı alarak Tabyalar’a heyecanla tırmandım.

Bu sene de öğrendiğim kadarıyla geçen senekine benzer bir etkinlik hazırlığı yapılıyormuş. Yine sabah ezanıyla dadaşlar toplanacak ve aynı heyecanla tabyalara tırmanacaklar. Yine tırmanışta yaşlılar, gençlere taş çıkartacak; yine duygusal anlar yaşanacak. Soğuk hava katılımı etkiler mi, onu cumartesi günü göreceğiz. Asker, polis ve öğrenciler olmasa basında abartılı verilen sayının çeyreğine düşeceğimizden de şüphem yok. Bu sene Amerikan Temsilciler Meclisi’nin aldığı karara tepkinin katılıma etkisi olacak mı, onu da cumartesi günü göreceğiz. Salı gününe kadar doğru düzgün tanıtımının bile yapılmadığı cumartesi günkü yürüyüşte olacakları şimdiden yazayım:

Aziziye 1 Numaralı Tabya önünde program yapılacak ama asıl işgale uğrayıp yüzlerce askerimizin şehit edildiği Aziziye 3 Numaralı Tabya, uzaktan bakacak boynu bükük. Mecidiye Tabyası ile birkaç adım yakın ama sanki kilometrelerce uzakmış gibi ihmal edilmenin hüznünü yaşayacaklar.

Karşıdan, Atlama Kuleleri’nin oradan, Kiremitlik Tabyalar mahzun bakacak, “Ey dadaşlar, biz de varız bu şehirde! Biz de hizmet ettik şanlı tarihinize. Şimdi bizi kimlere bıraktınız?” diyecekler.

Palandöken’in tepesinden olan biteni izleyen Palandöken Tabyaları, için için ağlayacak kaderine, binlerce askeri barındırırken şimdi ahır olmanın acısıyla.

Gez Tabyası doğudan, “Siz halinize şükredin; benim gibi yarı toprakta, yarı yüzeyde değilsiniz. Ahırlık zorunuza gitmesin, kaderimiz aynı.” diyecek Palandöken Tabyaları’na.

Toparlak Tabyası da söze girecek ve Gez Tabyası’na hak verecek. Bir de ekleme yapacak: Ben hem ahır oldum hem hırsız yuvası. Beni dadaş unuttu, göçerlerle hırsızlar sahiplendi. Çalınan hayvanları bende sakladı, kılıfına bende uydurdular.

Ağzıaçık Tabyası söze girecek: Urfalılara ahır oldum, zoruma gidiyor da aşağıda su doldurmak için Paşapınarı’na gelen dadaşlara buradan el ederim de bir tanesi kafasını kaldırıp burada olduğumu görmez. Bir tanesi görmeye gelmez, oysa bizi dönemin şartlarına göre düşmandan saklamak için toprağa gömülü yaptılar, torunları görmesin diye değil.

Ağzıaçık’ın karşısındaki tepeden Sivişli Tabyası hıçkırarak söze girecek: Allah rızası için halinize şükredin. Siz ahır oldunuz, unutuldunuz, bunlara isyan ediyorsunuz. Ben ne edeyim? Zina etmek için geliyorlar, ne ramazan dinliyorlar ne şehit... Keşke sizler gibi sadece taşlarımı sökselerdi, 5 yılda talana uğradım: Çatımı, tavanımı, pencerelerimi söktüler. Ahırlığı da gördüm, ona da göğüs gerdim ama bu zinaya mekân olmak yok mu, beni kahrediyor. Bu sene yağmur da yağmadı ki bir nebze olsun arınayım. Kendimden iğrenir oldum. Oysa dedeleri beni de sizler gibi bu kutlu diyarı muhafaza edeyim diye yapmıştı.

Aziziye 1 Numaralı Tabya cevap verecek utanarak: Yılda bir kere toplanıp geliyorlar; bir İstiklal Marşı, bir dua ile görünüp gidiyorlar. Sonra ben de sizler gibi kaderimle baş başa kalıyorum. Daha geçen ay gelip namusu için, din ve devlet için elinde satırla bizi kurtarmaya gelen Nene Hatun’a nispet yapar gibi soyunup fotoğraf çekildiler. Birileri de bizi ticaret malzemesi yaptı; girişte para alıyor, gerisine karışmıyorlar: İsteyen içki içiyor, isteyen sevgilisiyle buluşuyor, isteyen de soyunup fotoğraf çekiliyor. Bağrımdaki şehitler her gün acı çekiyor, onların inlemelerine yürek mi dayanır sanıyorsunuz? Yolumu düzelttiler diye değer mi verdiler sanıyorsunuz? Değer verenler Karslılar, Edirneliler, Çanakkaleliler gibi olur. Oralardaki tabyaların yanında biz yok hükmündeyiz. Bu şekilde yaşamaktansa keşke bu topluluk hazır gelmişken dedelerinin Ahali Tabyası’nı inşa ettikleri gibi bizleri yıksalar, onlar da kurtulsa biz de… En azından bizim için yüreği yanan ama elinden bir şey gelmeyen birkaç gariban da bir kere üzülür. Zaten böyle giderse hepimiz sahipsizlikten yıkılacağız.

Bu sene de tabyalara çıkacaktım ama Nene Hatun’un huzuruna çıkmaya yüzüm tutmuyor. Münafıklık karakterimde yok ki ortama uyayım. Ne poz verip göz boyarım ne haksızlığa boyun eğip sesimi keserim. Memuriyetim de yok ki amir korkusuyla gideyim. Her sene severek katılıyordum. Hatta iki sene önce dağıtılacak kitapları sırtımda çıkarmıştım. Ama şimdi Aziziye 1 Numaralı Tabya gibi düşünüyorum: Tabyalara sahip çıkamıyorsak, ecdat yadigârını koruyamıyorsak bari yıkalım. Yıkalım da her gün ölmektense bir gün ölelim.

Yorumlar
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.