05 Nisan 2020
  • Erzurum0°C
  • İstanbul9°C
  • Ankara11°C

VELEDİZİNA VİRÜS VE FED...!

Ahmet Gökhan Yazıcı

17 Mart 2020 Salı 09:44

Afedersiniz babası belli olmayan bir veladizine türünden bir vürüs maalesef ki tüm dünyanın ve insanlığın şirazesini kaydırmayı başardı.

Bilim yönetim ve ekonomi çevreleri sebep ve sonuç ilişkisi çerçevesinde yapılmak ve ulaşılmak istenen süreci anlamaya ,analiz etmeye çalışırken;

Ekonomi alanımız olmasa da, FED'in yani Amerika Merkez Bankasının faiz oranını sıfıra indirgemesi ve daralan ekonomik piyasaya 700 milyar dolarlık para sübvanse etmesi, kararı virüsün babasının kim olduğuna dair emareler içeriyor gibi..

Finans dünyası için büyük önem taşıyan ABD’nin para politikasından sorumlu olan ABD bankası 23 Aralık 1913 yılında ABD merkez bankası Federal Rezerv Sistemi adıyla kurulmuş.

Amerikan Merkez Bankası piyasaya para sunar. Piyasanın kredi ihtiyacını karşılar. Piyasa ekonomi beklentilerini tespit eder. Güvenli ve sorunsuz bankacılık anlayışını yaymaya çalışır.

Bankaları denetleyip düzene sokar. Madeni ve kâğıt para basımından ve dağıtımından sorumludur. Piyasada bulunan para ve kredi hacmini tespit eder. Bankalara dar zamanlı borç verir. Bankalar arasında fon aktarımını sağlar.

Ekonomik ve fiyat sürekliliğini sağlar. Uzun vadeli ekonomik planlar yapar ve uygulamaya koyar. Fed ekonomik krizleri önlemek amacıyla acil durumlarda ülkelerin acil nakit ihtiyaçlarına cevap verebilir.

Tabiki bu şeytan FED bilinen yüzü ile mevcut Amerikan yönetiminin değil derin Amerika’nın silahşörüdür unutmamak gerekir.

Yani veledizina virüs sebebi ile ekonomik krizin eşeğine gelen ülkelere, 100 dolarlık bir banknotu 8 centlik bir maliyetle basıp, 100 dolar olarak faizsiz kredi kapısını aralayarak, aslında bastığı paranın kendisine maliyeti üzeriden sözüm ona sıfır faiz ile ama aslında %99 lüks bir faiz oranı ile ülkeleri ,şirketleri kendisine borçlandırır, kendi parasını bütün dünya ülkelerinin rezerv parası olmasını yapılandırır.

Diğer taraftan veledizina virüsün yol açtığı travma ile hedef ülkelerin ekonomik ve sanayisinin iflasın eşeğine getirip, maliyetlerinin çok altında satışa çıkan uluslararası şirketleri, fabrikaları, bankalarını 8 centlik bir maliyetle bastığı dolar ile milli sermayelerin, Amerikan sermayesine çok kısa sürede devşirilmesini sağlar.

Örneğin hasım olarak ilan ettiği İranın bile virüs sebebi ile ekonomik buhrana sürükleyip, 25 yıl sonra bir ilk olarak FED' in tefeci kuruluşu IMF'den İranı para dilenme boyutuna kadar sürükleyebilir.

Virüsün öncelikli çıkış, yayılış ve bir çığa dönüşmesinin sembolü hedef ülkeler Çin, İran Rusya ve Avrupa Ülkeleride dikkate alınır ise Amerikanın yakın siyasi ve ekonomik tarihde bu ülkeler ile olan mücadelesi yine bu veladizinenin babasının kim olduğunu öğrenmek için babalık davası açılmasınada gerek yok sanırım.

Veladizine virüsten dolayı dünyadaki bir çok ülke ve toplumda oluşan paranoyak psikoloji ile içe ve evlerine kapanmasının sağlanarak, üretimden,eğitimden, ticaretten ,kollektif birliktelik, dayanışma ve yardımlaşmadan soyutlanarak kendilerine iyiden iyiye mahkumiyet ve mecburiyet boyutuna taşıyabilmeside cabası..

Tabi diğer taraftan kendi ürettiği ekonomik kriz ile daralan dünya ekonomisine sıfır faizle can simidi kahramanlığı, onun tüm dünyaya hamilik hakkınında meşruiyeti olarak ifade edilebilir. Denize insanı atanında can simidi yollayanında aynı unsur olması ile kısacası bütün insanlığın düşmanı bir şeytanlıkla karşı karşıyayız.

Dünyanın en zengin yüzde 10’un dünya servetinin yüzde 82’sine, en zengin yüzde 1 ise dünya servetinin yüzde 45'ine (neredeyse yarısına) sahip olduğu verilerinde tek başına göstergesi ve hamisi olmakla özetlenebilecek bu sürecin, şeytanlığın, caniliğin tuzağını bozabilmekte şüphesiz kolay değildir.

Lakin içinde yaşadığımız bu paranoya ilede bunlara esaret ve mahkumiyetten kurtulma şansımız da yoktur.

Ezilen, sömürülen, öldürülen, hastalandırılan, evlerine, dijital ve sanal hapisanelere mahkum edilen insanlık, kollektif bir yürek ve fedakarlık ile bu şeytanın çocuklarına karşı direnç gösterebilmesi tüm dünya insanlığını sembolize eden liderlerin, yöneticilerin bu minvalde kitleleri, toplumları bu hedefe eşgüdümlemesi,

Yüce Allah'ın Enam süresi 30. ayetine rücu edip ; Hani kâfirler seni tutuklamak veya öldürmek, ya da (Mekke’den) çıkarmak için tuzak kuruyorlardı. Onlar tuzak kuruyorlar. Allah da tuzak kuruyordu. Allah, tuzak kuranların en hayırlısıdır. ölçüsü ile Allahın adaletine, rahmetine, mağfiretine sığınıp,

Veyine ; Allah'ın izni olmaksızın hiçbir nefis için ölmek yoktur. O, süresi belirtilmiş bir yazıdır. Kim dünyanın sevabını ve çıkarını ister (menfaati maneviyata tercih eder) se ona ondan veririz; (ama cennetimizden mahrum ederiz,) kim de ahiret sevabını (ve ebedi hayatını) ister (Allah’ın rızasını ve İslam davasını önemseyip önceler) se, ona da ondan veririz. Biz (ahireti tercih edenlere, şirkten ve şikâyetten sakınıp) şükredenlere karşılığını ileride vereceğiz. Ali-İmran süresi 145.Ayetine göre yaşamımızı, mücadelemizi tanzim edersek ancak başarabiliriz.

Kendi milli insanını, gıdasını, ilacını, silahını üretemeyen toplumlar, üretebilen azınlığın kölesi, müstemlekesi, taşeronu , kuklası , sermayesi ve oyuncağı olurlar.! vesselam .!

Unutmamamız gerekir ki, gelecek yorgun ve korkak olanların değil, rahatından vaz geçebilenlerin olacaktır.